« : 11 Kasım 2008, 20:19:12 »
MED VE ÇEŞİTLERİ Daha önce de zikredildiği gibi, lugatta med: "Uzatmak" demektir. Tecvid ilminde ise: Bir harfin üç harekeden biri doğrultusunda uzatılarak okunmasına "med" denir. Medler iki kısma ayrılır. a- Medd-i asli, b- Medd-i fer'i. Şimdi bunları izah edelim. a- MEDD-İ ASLİ Buna; "Medd-i tabii" de denir ki, bu daha meşhurdur. Med harflerinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olan medlere: "Aslî (tabii) med" denir. Tarifi şöyledir: Medd-i Tabii: Bir kelimede harf-i medden biri bulunur, sebeb-i medden hiçbiri olmazsa o kelime: "Medd-i Tabiî" olur. ( .(قَاتَلَ) ,(قَالوُا سِيرُوا ) ) kelimelerinde olduğu gibi. قَالَ) ): Medd-i Tabii olur. Çünkü kafı çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden ise hiçbiri yoktur. حَكِيماً) ) ve ( عَلِيمًا ) gibi iki üstünlü kelimeler üzerinde vakıf yapılacak olursa, iki üstünden bedel elif üzerine vakıf yapılır ve medd-i tabii olur. Fakat durulmayıp geçilirse, medd-i tabii olmaz.maviekspres.com Yukarıdaki misallerde, harf-i medd hem okunuşta hem de yazılışta vardır. Bazen okunuşta olur, fakat yazılışta bulunmaz. Bu durum, vav ve ye harflerinde olur. İleride zamir bahsinde de beyan edileceği gibi,(bak. Sh: 47) kelimenin aslından olmayan ve he ( ه) şeklinde yazılan ve zamir olan he ( ه) lerin harekesi ötre olunca, onu çeken gizli bir vav vardır. Buna: "Vav-ı mukadder" denir. ( لَهُ ) deki he ( ه) gibi. Hareke esre olunca, onu çeken gizli bir ye vardır. Buna da: "Ya-ı mukadder" denir. بِهِ ) ) deki he ( ه) gibi. Bu durumda da, bu zamirden sonra sebeb-i medden hiçbiri vaki olmazsa, o yerde de medd-i tabii olur. ( لَهُ مَالٌ ) gibi. Hükmü: Medd-i tabii bir elif miktarı çekilir. Farzdır. Bir eliften eksik veya fazla çekmek lahn-ı celi (ağır ve açık hata. Bak. Sh: 60) olur. Haramdır. Bir elif miktarı, iki hareke miktarına eşittir. Bu harekenin birisi med harfinden önceki harfe, diğeri ise med harfine aittir. Bu da bir parmak kaldırıp indirecek kadar zaman miktarı olarak kabul edilir. Bu izah, sadece teorik bir ifadedir. Bunların tatbikatını fem-i muhsin'den öğrenmek gerekir. SORULARmaviekspres.com l - Medd-i tabii ne zaman olur? Bir misalle açıklayınız. خَوْفٌ ) ,(سِيرَ ) ,(جَاءَ ) - 2 ) kelimelerinde medd-i tabii var mıdır? İzah ediniz. MEDD-İ FER'İ Sebeb-i meddin bulunmasından dolayı asli medd üzerine ziyade yapılmak suretiyle meydana gelen medlere: "Medd-i fer'i" denir. Buna "medd-î mezid" de denir. Fer'î med beş kısma aynlır: l- Medd-i muttasıl, 2- Medd-i munfasıl, 3- Medd-i lazım, 4- Medd-i arız, 5- Medd-i lin. Şimdi bunları beyan edeceğiz, inşaALLAH. MEDD-İ MUTTASIL Bitişik medd demektir. Harf-i med ile sebeb-i meddin aynı kelimede yanyana bulunmasından dolayı bu isim verilmiştir. Tarifi: Bir kelimede harf-i medden sonra, sebeb-i medden hemze vaki olursa, o kelime medd-i muttasıl olur. ( (مَلاَئِكَةٌ) ,(جِىءَ) ,(جَاءَ) ,(سُوءَ kelimelerinde olduğu gibi. جَاءَ ) ) Medd-i muttasıldır. Çünkü cimi çeken harf-i medden elif var. Sebebi medden de hemze var. İkiside aynı kelimede yan yana vaki oldukları için medd-i muttasıl olmuştur.maviekspres.com Hükmü: Medd-i muttasılın meddi, vacibtir. Çünkü muttefekun aleyhdir. Yani kıraat ilminde imam olan kurraların hepsi medd etmiştir. Hiçbiri kasr (bir elif miktarı okumak, medd-i tabii gibi) yapmamıştır. Medd-i muttasıl, Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde -4- elif miktarı uzatılır. Kur'an-ı Kerim, "Hadr" (süratli okuyuş. Bak. Sh: 61) üzere okunuyorsa iki elif miktarına inilebilir. Bundan az medd etmek caiz değildir. Tahrimen mekruhtur. Vazife: Nasr ( اِذَا جَاءَ ) süresinde geçen medd-i tabii ve medd-i muttasılları tesbit ediniz ve bir bir izah ediniz. MEDD-Î MUNFASIL Ayrı medd demektir. Harf-i med ile sebeb-i meddin ayrı iki kelimede bulunmasından dolayı bu isim verilmiştir. Tarifi: Harf-i medden sonra sebeb-i medden hemze gelir ve ikisi de ayrı ayrı iki kelimede, fakat yan yana vaki olurlarsa bu durumda medd-i munfasıl olur. ( (ياَ اَيُّهَا ) ,(فَلاَ تُزَآُّوا اَنْفُسَكُمْ ) ,(وَمَا اَنْزَلَ ) ,(اِنَّا اَعْطَيْناَ kelimelerinde olduğu gibi.maviekspres.com وَمَا اَنْزَلَ ) ): Medd-i munfasıldır. Çünkü mimi çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de hemze var. İkisi yan yana, fakat ayrı iki kelimede vaki olduğu için medd-i munfasıl olmuştur. Daha önce anlattığımız vav-ı mukadder veya ya-ı mukadder'den sonra (bak. Sh: 27) sebeb-i medden hemze vaki olursa, yine meddi munfasıl olur. ( بِهِ اِيمَاناً ) kelimesinde olduğu gibi; Müennes işaret ismi olan ( هَذِهِ ) için de hüküm aynıdır.( اِنَّ هَذِهِ اُمَّتُكُمْ ) ayet-i kerimesinde olduğu gibi. Harf-i meddin bulunduğu kelime üzerinde vakıf yapılacak olsa, sebeb-i meddin bulunmamasından dolayı, medd-i munfasıl da ortadan kalkmış olur.maviekspres.com Hükmü: Medd-i munfasılın meddi, caizdir. Çünkü muhtelefun fihdir. Yani bazı kurra, medd-i tabiînin medd miktarından fazla medd ettiler. Bazı kurra da kasr ettiler. Medd-i munfasıl, Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde -4- elif miktarı uzatılır. Kur'an-ı Kerim, "Hadr" üzere okunuyorsa, bir elif miktarına inilebilir. SORULAR: 1- Medd-i muttasılı tarif ediniz. Bir misal veriniz. 2- Medd-i munfasılı tarif ediniz. Bir misal veriniz. 3- Medd-i muttasıl ile medd-i munfasıl arasında bulunan farklılıkları tespit ediniz.maviekspres.com MEDD-İ LAZIM "Lazım" lügatta: "Lüzumlu, gerekli" manasına gelir. Medd-i Lazımın tarifi: Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûnu lazım vaki olursa, o kelime "medd-i lazım" olur. Bu şekilde meydana gelen meddi, bütün kıraat imamları medd ile okudukları için, bu isim verilmiştir. Medd-i lazım -4- türlüdür. 1- Medd-i lazım kelime-i müsekkale; Kelime-i müsekkale, idgamlı kelime demektir. İdgam: Aynı cinsten olan ve yan yana bulunan iki harften birincisinin ikinciye katılarak, girdirilerek birlikte okunmalarından ibarettir ki, şedde bunun alametidir. Bu türlü kelimelerde medd harfinden sonra gelen sakin harf, idgamlı (şeddeli) durumdadır. Arabçada şedde ağırlık ifade ettiğinden, medd-i lazımın bu türlüsü: "Medd-i Lazım kelime-i müsekkale" olarak isimlendirilmiştir. Misal: (حَاجَّ حَاجْجَ ) (حَافِّينَ حَافْفِينَ)maviekspres.com اَلْحَاقَّةُ) ) : Medd-i lazım kelime-i müsekkaledir. Çünkü ha'yı çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de birinci kafın sükun-u lazımı var. İkisi de aynı kelimede bulundukları için medd-i lazım; sükûn-u lazımlı harf idgamlı olarak vaki olduğu için de kelime-i müsekkale olmuştur. Şayet, harf-i med ile sebeb-i med aynı kelimede yan yana vaki olmazsa, iki ayrı kelimede, mesela: Harf-i med birinci kelimenin sonunda, sebeb-i medd ikinci kelimenin başında bulunacak olursa, bu durumda medd-i lazım olmaz. Yazıda mevcud olan harf-i med, kıraat esnasında iskat edilir (düşürülür). ( مَا الْقَارِعَةُ) ) ,(اِذَا السَّمَاءُ gibi. 2- Medd-i lazım kelime-i muhaffefe: Bu durumda üzerinde sükûn-u lazım vaki olan harf cezimlidir. Arabçada cezim hafiflik ifade ettiğinden, medd-i lazımın bu türlüsüne "Medd-i lâzım kelime-i muhaffefe" denilmiştir. ( آلْآنَ أَاَلْأَانَ ) gibi. Bu kelime medd-i lazım kelime-i muhaffefe'dir. Çünkü hemzeyi çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de lamın sükun-u lazımı var. İkisi de aynı kelimede bulundukları için medd-i lazım, sükun-u lazımlı harf idgamsız olarak vaki olduğu için de kelime-i muhaffefe olmuştur. 3- Medd-i lazım harf-i müsekkal. Harf-i müsekkal: Kendisinde idgam (şedde) bulunan harf demektir. Fakat harfi müsekkal'de hakikatta şedde bulunmaz. Üzerinde sükûn-u lazım bulunan harften sonra aynı cinsten harfin gelmesi sebebiyle, telaffuz halinde şedde varmışcasına okunur. ( الم اَلِفْ لاَمْ مِيمْ ) deki lâm gibi. Buradaki lâm, harf-i musekkal’dir. Çünkü lam'ı çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de mimin sükûn-u lazımı var. Sükûn-u lazımlı olan mim harfi, yine ikinci bir mime uğradığı için, telaffuzda idgam olunarak. "Medd-i lazım harf-i musekkal" olmuştur.maviekspres.com 4- Medd-i lazım harf-i muhaffef: Bu durumda, üzerinde sükûn-u lazım bulunan harf, idgamsızdır. ( الم اَلِفْ لاَمْ مِيمْ ) deki mim gibi. Çünkü mimi çeken harf-i medden ye var. Sebeb-i medden de mimin sükûn-u lazımı var. İdgam durumu da olmadığı için "Medd-i lazım harf-i muhaffef" olmuştur. ( الر اَلِفْ لاَمْ رَا ) daki lam da böyledir. Hükmü: Medd-i lazımın meddi, vacibtir. Çünkü bütün kıraat imamları medd-i lazımın -4- elif miktarı med edilmesinin lüzumu üzerinde ittifak etmişlerdir. Binaenaleyh, hadr kıraatında bile olsa, bu miktardan az meddetmek doğru değildir. SORULAR: 1- Fatiha süresi ile Bakara süresinin ilk sayfası üzerinde, şimdiye kadar öğrendiğimiz tecvid kaidelerinin tatbikatını yapınız. 2- Sukun-u lazım ne demektir? Bir misalle açıklayınız. 3- Medd-i lazımın tarifini yapınız. 4- Musekkal ile muhaffefeyi birbirinden nasıl ayırd ederiz? ماَ الْحَاقَّةُ ) - 5 ) Burada hem harf-i med ve hem de sükûn-u lazım bulunmaktadır. Neden medd-i lazım olmuyor? 6- Meddi lazımın hükmünü beyan ediniz.
Logged
Robot Linkler
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm.
Benzer Konular: MED VE ÇEŞİTLERİ Hadisleri ,MED VE ÇEŞİTLERİ Nedir? , MED VE ÇEŞİTLERİ Cübbeli , MED VE ÇEŞİTLERİ Ayetleri , MED VE ÇEŞİTLERİ Ödev , MED VE ÇEŞİTLERİ Dini Sorular , MED VE ÇEŞİTLERİ Öğreniyorum , MED VE ÇEŞİTLERİ Anlatımı , MED VE ÇEŞİTLERİ İndir ,
MED VE ÇEŞİTLERİ malik Ester , MED VE ÇEŞİTLERİ Maranki , MED VE ÇEŞİTLERİ Sözleri
Logged
« Yanıtla #1 : 11 Kasım 2008, 20:20:44 »
MEDD-İ ARIZ Lugatta arız: "Önce yokken sonradan gelip çatan, musallat olan" gibi manalara gelmektedir. Medd-i arızın tarifi şöyledir: "Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûn-u arız vaki olursa bu durumda medd-i arız olur. ( يَقُُولُ ) ,(يَفْعَلُونَ ) kelimeleri vakıf halinde medd-i arız olurlar. يَعْلَمُونَ ) ) : Medd-i arızdır. Çünkü mim'i çeken harf-i medden vav var. Vakıf halinde sebeb-i medden de nun'un sükûn-u arızı var. Binaenaleyh, medd-i arız olmuştur. Görüldüğü üzere medd-i arız; harf-i medden sonra gelen harf üzerinde vakıf yapıldığı zaman meydana gelmektedir. Halbuki vakıf yapılmayıp, vasl yapılacak olursa, sükûn-u arız kalktığından medd-i arız da ortadan kalkmış olur. Bu durumda medd-i tabii olur. Medd-i arıza "medd-i vakıf" da denilmiştir. Hükmü: Medd-i arızın medd-i caizdir. Medd-i arızın med miktarındaki vecihler, üzerinde sükûn-u arız vaki olan harfin aslî harekesine göre değişmektedir. l- Eğer sükûn-u arızın üzerinde vaki olduğu harfin aslî harekesi üstün ise, bu durumda bütün kıraat imamlarına göre -3- vecih caizdir. a- Tûl (uzun okuyuş). Bu durumda -4- elif miktarı medd olunur. b- Tevessut (orta okuyuş). Bu durumda iki veya üç elif miktarı medd olunur.maviekspres.com c- Kasr ( kısa okuyuş ). Bu durumda bir elif miktarı medd olunur. يَخْرُجُونَ) ,(يَكْتُبُونَ ) ,(يَنْصُرُونَ ) ,(يَعْلَمُونَ ) ) kelimelerinde olduğu gibi. 2- Eğer, üzerinde sükûn-u arız vaki olan harfin aslî harekesi esre ise, -4- vecih caizdir. a-Tûl, b- Tevessut. c- Kasr, d- Kasr ile revm. خَافُونِ) ,(يَا عِبَادِ) ,(مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) ) gibi. Revm: Lugatta, "taleb etmek" demektir. Tecvid ilminde ise: "Gizli ses ile harfin harekesini taleb etmeye, yani harekeyi hafif bir sesle okumaya: "Revm" denir. Bu durumda, esre harekesinin çok azı kalır. Üçte biri kadar. Revmin nasıl yapılacağını, fem-i muhsindenmaviekspres.com öğrenmelidir. Esrede olduğu gibi ötrede de revm yapılabilir. Üstünde yapılmaz. Revm, vasıl hükmünde olduğu için ancak kasr ile revm yapılabilir. Tûl ve tevessut ile revm yapılmaz. Revm, harekenin durumunu açıklamak için yapılan bir beyandır. Bunu gözleri görmeyen âmâlar, kulakları vasıtasıyla idrak edebilirler. 3- Eğer, üzerinde sükûn-u arız vaki olan harfin asli harekesi ötre olursa -7- vecih caizdir, a- Tul, b- Tevessut, c-Kasr, d- Tûl ile işmam, e- Tevessut ile işmam, f- Kasr ile işmam, g- Kasr ile revm. İşmam: Lugatta, "koklatmak" manasına gelir. Tecvid ilminde ise, sükundan sonra ötre harekesine işaret ederek dudakların ileriye doğru toplanması, yumulmasıdır. Harekeyi beyan etmek için dudaklarla yapılan işmam, gözleri gören ve fakat kulakları duymayan sağırlara mahsustur. يَقُولُ) ,(نَصُومُ) ,(وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ) ) gibi. Kıraatta imamımız İmam Asım hazretleri, Yusuf süresindeki: لاَ تَأْمَنَّا) ) dan başka yerde işmam yapmadı. Aslı ( لاَ تَأْمَنُنَا ) idi. Revm de hiç yapmamıştır. Halen memleketimizde her ikisi de yapılmamaktadır. Medd-i arızın "tûl" okunması efdal görülmüştür. SORULAR:maviekspres.com l- Medd-i arız ne zaman meydana gelmektedir? 2- Medd-i arızın hükmü nedir? Açıklayınız. 3- Şimdiye kadar gördüğümüz tecvid kaidelerinin tatbikatını, namaz sureleri üzerinde yapınız.
Logged
« Yanıtla #2 : 11 Kasım 2008, 20:21:20 »
MEDD-İ LİN "Lîn": Lügatta, "yumuşak olmak" manasına gelir. Medd-i lin'in tarifi şöyledir: "Bir kelimede harf-i linden (bak. Sh: 18) sonra sebeb-i medden sükûn -lazım veya arız- vaki olursa, buradaki med: Medd-i lin" olur. Misal: ( عَلَيْهِ ) gibi. Bu kelime üzerinde vakıf yapıldığında medd-i lin meydana gelir. Çünkü harf-i linden ye var. Sebeb-i medden de he'nin sukun-u arızı vardır. Hükmü: Medd-i lin'in medd durumu, harf-i linden sonra gelen sükûnun cinsine bağlıdır. Şöyleki: 1- Eğer harf-i linden sonra gelen sükûn, sükûn-u lazım ise: -2- vecih caizdir. Tûl ve tevessut. Fakat tûl ile okumak bütün kurraca tercih edilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de bu şekilde kelime iki yerde bulunmaktadır. a- Meryem süresinin evvelinde bulunan: آهيعص آَافْ هَا يَا عَيْنْ صَادْ) ) mukattaa harflerindeki ( (عَيْنْ ع lafzı.maviekspres.com b- Şura süresinin başında bulunan حم عسق حَا مِيمْ عَيْنْ سِينْ قَافْ) ) mukattaa harflerindeki ( (عين ع lafzı. 2- Eğer harf-i linden sonra gelen sükûn, sükûn-u arız ise o zaman medd-i linin medd durumu, medd-i arızda olduğu gibi, üzerinde sükûn-u arız vaki olan harfin asli harekesine bağlıdır. Mesela: ( اَلْيَوْمَ ) de üç vecih, عَلَيْهِ ) ) de dört vecih, ( وَلاَ نَوْمٌ ) de yedi vecih caizdir. Bu izahattan anlaşıldıki: Medd-i lin, aslında medd-i lazım ve meddi arıza benzemektedir. Medd-i lini onlardan ayıran husus: Harf-i medd yerine harf-i linin bulunmuş olmasıdır. SORULAR: 1- Kureyş süresindeki medd-i linleri gösteriniz. 2- Harf-i lin ile harf-i med arasındaki farkı belirtiniz.
Logged
« Yanıtla #3 : 11 Kasım 2008, 20:22:10 »
MEDD-İ TA'ZİM VE TEBRİE Buraya kadar zikrolunan meddlerin hepsi, lafzî sebeplere göre olan medlerdir. Bir de manevi sebeplere göre meddler vardır ki, bunlar da iki tanedir.maviekspres.com 1- Medd-i ta'zim: Bu medd, kelime-i tevhid ( لآ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ ) daki nafiye la ( لا) sına aittir. Buna: "Medd-i mübalağa" da denir. Çünkü buradaki meddin mübalağalı bir şekilde yapılması, ALLAH'tan başkasından ulûhiyyeti nefy içindir. Zaten, burası bizim kıraatta da medd-i munfasıl olmak üzere -4- elif miktarı çekilmektedir. 2-Medd-i tebrie : La-i tebriyyeye (cinsten hükmü nefyeden la'ya) ait bir meddir. ( لاَ شَرِيكَ لَهُ ) ,(لاَ رَيْبَ ) gibi. Bunlarda zahirde bir sebep olmadığı halde, aslından ziyade medd etmek caizdir. Fakat tevessut efdaldir. Med konusunda dikkat edeceğimiz hususlar : 1- Kur'an-ı Kerim'i okurken medler, okuyuş tarzıyla orantılı olmalıdır. Hadr tarzındaki bir okuyuşta medler en az ne kadar çekiliyorsa, o miktar çekilmelidir. Hadr ile okurken, medleri tertile göre çekmek; bir laubalilik ve başı bozukça bir harekettir. Adabına uygun olan: Medlerin, sükunların, idgamların hülasa bütün tecvid hükümlerinin aynı ölçüde ve birbirlerine mütenasib olmalarından ibarettir. Sağlam okuyan ve okuduğuna saygı gösteren okuyucunun aklı ağzında olmalıdır. 2- Medler mütevatir kıraat imamlarından nakledilen mertebelerde okunmalı. Mütevatir med miktarları, ictihadi bir durum değildir. Kur'an-ı Kerim okuyan, kimin kıraatına göre okuyorsa bütün okuyuş vecihlerinde ona uyması gerekir.maviekspres.com 3- Kur'an-ı Kerim okuyan kimse, medlerde; imamının okuduğu bütün mertebeleri okuyabilir. Caiz gördüğü mertebeler arasında tercih yapabilir. Mesela İmam Asım kıraatı ve Hafs rivayetiyle okuyan kimse muttasıl, munfasıl, lazım meddleri dört elif okumak durumundadır. Arız med, yerine göre dört eliften bir elife kadar inebilir. 4- Medlerin okunuşunda tecvid kaidesini bozan musiki ve nağmeyi tecvide uydurmalı, tecvid kaidesini musikiye ve makama hakim kılmalıdır. 5- Medlerin icrasında, med sebeblerinin gösterilmesine itina edilmeli ve hassas davranılmalıdır. Med sebebi olan hemze ve sükunun iskatına, hazfine veya teshiline meydan verilmemelidir. VAZİFE: Meddler bahsi burada bitmektedir. Binaenaleyh, buraya kadar görülen konuları iki defa okuyunuz ve bir kere de anlatınız.
Logged
« Yanıtla #4 : 11 Kasım 2008, 20:22:35 »
TENVİN VE SAKİN NUN Tenvin, Lügatta: "Nunlamak" demektir. Tecvid ilminde ise, Tenvin: "İsmin sonunu sakin nun ile okumaktır". Daha kolay bir ifadeyle şöyle de denebilir: "İki üstün, iki esre ve iki ötreye tenvin denir." Sakin nun: Cezimli, üzerinde cezim işareti bulunan nun demektir. Tenvin, daima kelimenin sonunda bulunur. Sakin nun ise hem kelime ortasında, hem de sonunda bulunabilir. Tenvin ve sakin nunun, tecvidde özel bir yeri vardır. Tenvin veya sakin nundan sonra vaki olan harfe göre mutlaka bir tecvid meydana gelir. Binaenaleyh, Kur'an-ı Kerim okuyanların tenvin ve sakin nunlar üzerinden geçerken çok dikkatli olmaları ve meydana gelen tecvid olayını titizlikle uygulamaları gerekir. Şimdi bunları sırasıyla görelim. SORULAR: 1- Tenvin ne demektir? İzah ediniz. 2- Sakin nunun tarifini yapınız. 3- Namaz sürelerinde geçen tenvin ve sakin nunları tesbit ediniz.
Logged