Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.


Ekol Hoca
Konu İsmi : Hz. Osman'ın Dilinde "Sünnet" Tabiri
Bilgi: Konu İle İLgili Yorumlarınızı Belirtebilir, İlave Ek Katkı Sağlayabilirsiniz, İstediğiniz Gibi Faydalanabilirsiniz

Googlede Arat : Hz. Osman'ın Dilinde "Sünnet" Tabiri

Rastgele Konu: Abdesti Tam Almak İle İlgili Hadisler
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Hz. Osman'ın Dilinde "Sünnet" Tabiri  (Okunma Sayısı 536 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebû_Davud



Süper Üye

*****


Üye No : 5

Cinsiyet : Bay

Nerden : Evden :)

Konu  : 1250

Mesaj : 3308

Aldığı Teşekkür: 150
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« : 17 Ocak 2010, 18:16:12 »

Hz. Osman'ın Dilinde "Sünnet" Tabiri:
 

Bu hadiseden elli sene sonrasının münakaşasız bir kaynağı, bize açık bir şekilde gösteriyor ki, Peygamberin sünneti tabiri, muhakkak ki bu ilk asırda mevcuddu, fakat, resmî ve müstakil bir düstur olarak, Kur'an ile ilk iki halifenin sünneti arasına henüz dahil edilmiş değildi, ve onlardan sonraki halifelerin takib ettikleri siyasete mü­teveccih tenkidler, daima, onların Kur'an'dan ve Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer'in sünnetin­den uzaklaşmış olduklarını söylemekle yetiniyordu..." [229]

Öncelikle belirtmeliyiz ki, Hz. Ali yukarıda ifade edildiği gibi, seleflerini örnek edinmeyi reddetmiş değildi. Bilakis o; Ahmed b. Hanbel'in rivayetine göre "Gü­cüm yettiği oranda", [230] Taberi'nin rivayetlerine göre "Bilgim ve gücüm oranında öyle yapacacağımı, amel edeceğimi umuyorum" veya "Hayır! ancak gayretim ve ta­katim nisbetinde (üstlenebilirim)" şeklinde [231] gayet ihtiyatlı ve gerçekçi ve biraz da tevazu içerisinde bir cevap vermiştir. Bu Hz. Ebû Bekir'in ilk naklettiğimiz sözü­ne parelel nitelikte bir sözdür. Yani, onlann örnekliğini kabul ediyor ama, bunu ancak gücü nisbetinde gerçekleştirebileceğini açıkça ifade ediyordu. Bizce bura­da asıl altı çizilmesi gereken husus, aynı bağlamda kullanılmış olmasına rağmen, Hz. Peygamberin icraatları için sünnet, ilk iki halifenin icraatları içinse siret ve fiil kelimelerinin kullanılmasıdır.

Ayrıca, kullanılan tabirin, siyasî bir bağlamda geçiyor olması, onun huku­kî muhtevasının bulunmadığını gösterir mi? Kaldı ki, İslam'da siyaset hukuku­nun, genel hukuktan ayrı mütala edilemeyeceği de ilmi ve tarihi bir gerçektir. Di­ğer taraftan siyasî otoritelerin, bilhassa ilk halifelerin İslam'ın genel hukukunun işletilmesine dair fonksiyonları da ortadadır. Özellikle, II. halife Hz. Ömer'in hu­kuktaki yeri, etki ve katkısı herkesçe bilinmektedir. Dolayısıyla, siyasî mesailde "Peygamberin sünnetine riayet edeceğim" demek, "Hukuk da dahil olmak üzere, hayatın her alanında ona uyacağım" şeklinde anlaşılmalıdır...O bakımdan bura­da önemli olan nokta, "Peygamberin sünneti" tabirinin kullanılmış olmasıdır. Ay­nca, kullanımın bu kadar erken bir zamanda var olduğunu müsteşriklerin onay­lamış olmaları da anlamlıdır." [232]

Nitekim, Abdurrahman b. Avf, Kur'an'a, Hz. Peygamberin sünnetine ve ilk iki halifenin sîretine riayeti tekeffül ettiği halde "Ben Ömer'in sünnetini terketmedim" demiştir. Bu konuda Hz. Osman, Hz. Ömer'in sünneti hakkında "Ben Ömer'in sünnetini de terketmedim. Ancak ona ne ben güç yetirebilirim, ne de o!" [233] şeklinde cevap vermiştir.

Şüphesiz Hz. Osman'ın cevabî savunması gerçeğin bir ifadesi ve itirafıdır. Ne Hz. Osman'ın, ne Abdurrahman veya bir başkasının Hz. Ömer'in tarihe altın harflerle yazılmış adaletini, yüzyılları kucaklayan ileri görüşlü ve geniş ufuklu si­yasetini gerçekleştirmeleri o kadar kolay değildi. Zira Hz. Ömer, adaleti, cesare­ti, feraseti ile siyasî bir deha idi ve insanlar üzerinde bir mehabeti ve karizması vardı.

Yeniden ifade edelim ki, burada özellikle Ömer'in sünnetinin dile getirilme­si, sadece Hz. Osman'ın selefi olması hasebiyledir. Yoksa adı geçen oryantalistle­rin düşündüğü gibi bu, onun sünnetinin, Hz. Peygamberin sünnetinden daha önemli ve öncelikli olduğunu göstermez. Zira, Hz. Ömer'in, imkanı ölçüsünde Hz.Peygamberin sünnetini, Hz. Ebû Bekir'in siyasetini izlediği, ihtiyaç halinde de kendi ictihad ve icraatlarını ortaya koymaktan çekinmediği herkesçe bilinen ta­rihi bir hakikattir.

Hz. Osman'a karşı eleştiriler çoğalınca, H. 34 yılında ileri gelen bazı sahâbîlerin Halife'ye gönderdikleri Hz. Ali, Hz. Osman'ın huzuruna çıkarak ona şu uya­rılarda bulunmuştur: "Ey Osman! şunu iyi bil ki, Allah katında kullarının en üs­tünü, doğru yola yönlendirilen, yönlendiren, bilinen sünneti uygulayan, terkedilmesi gereken bid'atı öldüren adil bir yöneticidir. Vallahi herşey apaçıktır. Sünnet­ler ortadadır ve alametleri bellidir. Bid'atlarda ortadadır ve onların da alametleri bellidir. Allah katında insanların en kötüsü de; kendisi saptığı gibi, başkalarını da saptıran, bilinen sünneti öldürüp, terkedilmiş bid'ati yaşatan zalim yönetici­dir." [234]

Hz. Ali'nin bu sözlerinde, hem sünnet, hem de bid'at kelimeleri, daha çok, doğru veya yanlış icraatlar ifade etmektedir. Elbette bu icraatlardan Hz. Pey­gamberin sünnetine, tatbikatına uygun olanlar sünnet; ona aykın olanlar ise, bidat ifadesiyle dile getirilmiştir. Yine burada doğru yolu ve sapmayı belirleyen te­mel kriterler, şüphesiz Kur'an ve Hz. Peygamberin sünnetidir.

Hz. Osman'ın H. 35 yılında abluka altındayken Mekke'lilere yazdığı mektu­bunda şu satırlar da yer almaktaydı: "Kim Allah'ın rızasını, hoşnudluğunu, Ahiret yurdunu, ümmetin düzelmesini, Rasulullah'ın ve ondan sonraki iki halifenin ortaya koydukları güzel sünneti isterse, bunun karşılığını size ancak Allah ve­rir." [235]

Burada da sünnet-i hasene, genel olarak Hz. Peygamberin ve onun ardından gelen iki halifenin güzel görülen, örnek gösterilen bütün uygulamalan ve icraatlandır. Her iki rivayet, aynı zamanda siyasî bir muhtevaya sahiptir.

Yine o günlerde, işgalcilerin, Hz. Osman'dan hilafeti bırakması yolundaki baskılar üzerine Abdullah b. Ömer'in Halife'ye :

"İslam'da böyle bir çığır açılmasından (en tusenne hâzini's-sunne) yana de­ğilim. Zira (sen bu yolu açarsan) yöneticisine kızan her toplum onu azletmeye kalkar..." dediği nakledilir ki, [236] burada sünnet ifadesi, çığır açma, ihdas etme ve kötüye örnek olma gibi lugavî anlamlarda kullanılmıştır.

 


Logged

Robot Linkler
Altarnatif Linkler
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 14326


View Profile
Re: Hz. Osman'ın Dilinde "Sünnet" Tabiri
« Posted on: 06 Eylül 2010, 22:03:24 »

Logged
Berna

Deneyimli Üye

***


Üye No : 431

Cinsiyet : Bayan

Nerden : Gaziantep

Konu  : 47

Mesaj : 106

Aldığı Teşekkür: 8
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 31 Ocak 2010, 18:08:30 »

Allah razı olsun

Logged
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: