Ebû_Davud
Wed 24 September 2008, 06:37 pm GMT +0300
MUSTAFA SÂDIK er-RÂFİÎ
Mustafâ Sâdık b. Abdirrezzâk b. Saîd b. Ahmed b. Abdilkâdir er-Râfiî (1881-1937) Mısırlı edip, şair ve yazar.
Kuzey Mısır'daki Kalyûbiye şehrinin Beh-tîm köyünde doğdu. Ailesi Trablusşam şehrinden olup soyu Hz. Ömer'e dayanır. Büyük dedesi Şeyh Abdülkadir, Mısır'da tahsil gördüğü sırada Halveti şeyhi Mahmûd el-Kürdfnin kendisine, "Sen ilim sancağını yükseltenlerden (râfi) olacaksın" demesi üzerine ailede Râfiî nisbesini ilk alan kimsedir. Ailenin Önceki nisbesi Beysarî'dir. Babası Abdürrezzâk er-Râfiî, Mısır'ın çeşitli bölgelerinde şer'iyye mahkemesi kadılığı yapmış ve Tanta'da vefat etmiştir.
İlk dinî bilgileri babasından öğrenen ve özel hocalardan ders alan Mustafa Sâ-dık'ın gördüğü tek resmî öğrenim ilkokuldan ibarettir. İlkokuldan mezun olduğu yıl yakalandığı tifo hastalığı kalıcı bir ses kısıklığı ile kulak tıkanıklığına ve ileriki yıllarda sağırlığa sebep olmuştur. Daha sonra babasının zengin kütüphanesinde kitap okuyarak kendini yetiştirdi. Ayrıca Batı dillerinden Arapça'ya tercüme edilmiş edebiyat, felsefe ve ahlâka dair eserleri okuyup belli başlı yazarlarla bunların fikrî temayülleri, özellikle Fransız edebiyatı hakkında zengin bir birikime sahip oldu. Kesintisiz olarak sürdürdüğü okuma ve yeteneği sayesinde klasik Arap dilini mükemmel bir şekilde kullanan Mustafa Sâdık, henüz otuz yaşındayken Târîhu âdâbi'l-fArab gibi üslûp ve içerik bakımından orijinal bir eser ortaya koymayı başardı. 1899'-da Talha Şer'iyye Mahkemesi, iki yıl sonra da Tanta Hukuk ve Ceza Mahkemesi [87] kâtipliğine getirildi. Sonuncu görevi hayatının sonuna kadar devam etti. 10 Mayıs 193Tde bir kalp krizi sonucu öldü ve Tanta'daki aile kabristanına defnedildi.
Râfiî teliflerinde edebî üslûbu tercih ettiğinden bilimsel konuları da zengin teşbih, mecaz, istiare, kinaye gibi mâna sanatları ve tıbak, tevriye, seci, cinas gibi lafız sanatlarıyla süslemiş, dolayısıyla üslûbu kapalı ve anlaşılmaz hale gelmiştir. Bu sebeple ilmî ve edebî birikimi olmayanların onun eserlerini anlaması kolay değildir. Üslûbunun zorluğunu kendisi de far-kederek Hadîşü'l-kamer adlı eserinde bazı kelime ve ifadeler için açıklayıcı dipnotları koyma mecburiyetinde kalmıştır.
Yazarlık hayatına şiirle başlayan Râfiî ilk yıllarda "Ömerî", "Fârûki", "Neon" gibi takma adlar kullanmış, olgunluk dönemine girince kendi adını koymakta bir sakınca görmemiştir. Onun es-Sehâbü'1-ahmer, Hadîşü'l-kamer, Resa"ilü'l-ahzân, Evrâ-ku'î-verd gibi edebî denemelerinde bir tür mensur serbest şiir üslûbu hissedilmektedir.
Eserleri.
1. Dîvânü'r-Râîfî.[88] Divanda medih, tasvir, gazel, nesîb, hikmet, mersiye gibi klasik temalar işlenmiştir. Eser daha sonra Üsâ-me M. Seyyid tarafından tahkiki ve şerhi yapılarak tekrar yayımlanmıştır. [89]
2. Dîvânü'n-nazarâl. İlk cildi 1908'de Kahire'de yayımlanan, II. cildi ise henüz neşredilmemiş bulunan divanda vatan şiirleri, tabiat tasvirleri ve hâtıralar gibi temalara yer verilmiştir. Râfiî, 1907'-de yazdığı Meleketü 'I-inşâ adlı eserinden bu divanına bazı inşâ örnekleri almıştır.
3. Târîhu âdâbi'l-cArab. Üç ciltten oluşan eserin I. cildinde "edeb" kelimesinin anlam gelişimiyle diller ve Arap dili, rivayet ve râ-viler etrafında çeşitli konular ele alınmış [90] II. cilt Kur'ân-ı Kerîm'in i'câ-zı ve Hz. Peygamber'in belâgatıyia ilgili meselelere ayrılmıştır [91] Eserin III. cildinde Arap şiirinin tarihi, ekolleri, çeşitleri, muallakât ve şairleri, Endülüs edebiyatı, müteahhir şairlerin çok Önem verdiği bazı lafız sanatları incelenmiştir. [92]
4. Hadîşü'l-kamer [93] 1912'de Lübnan'a seyahati esnasında Bihamdûn'da tanıştığı, güzelliğine hayran kaldığı, şiirini övdüğü ve kendisine "es-sehâbü'l-ahmer" lakabını verdiği hıristiyan bir Arap kızı için edebî üslûpta inşâ numuneleri olarak yazılmış olup mensur şiir biçimindedir.
5. İccâzül-Kur'ân [94] Târîhu âdâbi'l-'Arab'ın II. cildinin bazı değişikliklerle müstakil olarak basılmasından meydana gelmiştir. Eserde Ebû Süleyman el-Hattâbî'nin Beyânü câzi'l-KufârimĞa ortaya koyduğu ve Abdülkâhir el-Cürcânî'nin Deiâ'iiü'I-fcâz'ın-da geliştirdiği, Kur'ân-ı Kerîm'in i'câzının nazmında olduğu teorisi ana fikir olarak işlenmiştir. Fethî Abdülkâdir Ferîd, Belâ-ğâtü'l-Kurbân fî edebi''r-Râffî adlı bir çalışma yapmıştır.[95]
6. Kitâ-bü'i-Mesâkîn.[96] 191 S'te yazılan eserde fakirlik, zenginlik, cimrilik, fakirlere sabır tavsiyesi ve teselli gibi konular ele alınmıştır.
7. en-Neşîdü'1-vatanî el-Mışrî. [97]
8. ResâHlü'l-ahzân [98] Mektuplar halinde olması ve umutsuz aşk temasını işlemesi bakımından Goethe'nin Kitâbü Âlâmi'l-fetâ Verter [99] adlı eserinin tesiriyle yazıldığı anlaşılan kitap, RâfiTnin Lübnan'da tanıştığı hıristiyan Arap kızına duyduğu platonik aşkın felsefesini yapar. Kitâbü'1-Ah-zân adlı eserinde de Goethe'nin etkisi görülür.
9. es-Sehâbü'1-ahmer [100] Resâ^ilü'l-ahzârim devamı gibi olup güzellik ve aşk felsefesi, kadınlar hakkında anılar, zamanın bazı ünlülerine yazdığı övgüler, kıssalar vb. konuları kapsayan makalelerden oluşur. Eserin bir bölümü yine Lübnanlı kızla ilgili olup ona lakap olarak verdiği "es-sehâbü'l-ahmer"i eserine isim yapmıştır.
10. Tahte râyeti'l-Kur'ân: el-Macreke beyne'l-kadîm ve'1-cedîd.[101] Tâhâ Hüseyin'e ait Fi'ş-şfri'I-Câhilî adlı eserin eleştirisine dair Kevkebü'ş-Şark ile diğer bazı gazete ve dergilerde yayımladığı makaleleriyle başka makale ve konferanslarını kapsar. Râfiî bu eserinde Tâhâ Hüseyin'i, D. Samuel Margoliouth ve Er-nest Renan gibi şarkiyatçıların Câhiliye şiiri hakkındaki görüşlerini çalmış olmakla İtham eder, ayrıca onu inanç yönünden eleştirir.
11. Evrâku'1-verd. 1931 *de yazılan eser, güzellik ve aşk felsefesi üzerine hayalî mektuplar tarzında olup Resâi3lü'l-ahzân ve es-Sehâbü'l-ahmef'm tamamlayıcısı niteliğindedir. Ayrıca dostluk, hastalık, yaşlılık, ölüm, acı ve zühd gibi konuların yer aldığı eser vezinli şiir, mensur şiir ve nesir parçalan biçimindedir.
12. Ale's-seffûd. Abbas Mahmûd el-Akkâd ve Abdullah Afîfî gibi bazı çağdaş yazarların eleştirisine dair 1929 yılında el-cUşûr dergisinde yayımladığı makalelerden meydana gelmiştir.[102] Eserin II. cildi, Câhiliye şiirinin tenkidi meselesinde Tâhâ Hüseyin'i destekleyen Zekî Mübârek'in Ebû İshak el-Husrî'ye ait Zehrü'I-âdâb'm tashihi sırasında yaptığı hatalara dairdir. [103]
13. Risâletü'i-fyac [104]
14. Vahyü'l-kalem. Üç ciltten oluşan eser, 1934-1937 yıllarında er-Risâle dergisinde çıkan makaleleriyle 1910'da ez-Zühûr dergisine yazdığı edebî makaleleri içerir. [105]
15. Resâ'ilü'r-Râfi'î. 1912-1934 yılları arasında dostu Mahmûd Ebû Reyye'ye gönderdiği dinî, içtimaî ve edebî konulara dair 218 kısa mektubunu kapsar.[106]
Râfiî'nin diğer eserleri arasında şunlar zikredilebilir: Min fevki'l-minber [107] el-İslâm: Nizâm insanî Hadâratü'I-'Amb ü'l-cuşûri'l~ îslâmiyyeti'z-zâhire [108] Kitâbü Fuşahi'l-kelâm, Mev'izatü'ş-şebâb, Meleketü'1-inşâ, Şu'arâ'ü'l-'aşr ve ta-bakâtühüm, el-Kitâbü'n-Nebevî, Es-rârü'l-iccâz, Eğâni'ş-şa'b, el-Fu'âdiyyât Kral Fuâd için methiyeler Bakâye'd-dî-vân, Neşîdü Sacd Bâşâ Zağİûî, Eğârî-dü'r-Râıi'î.[109]
Mustafa Sâdık er-Râfiî hakkında birçok çalışma yapılmış olup başlıcaları şunlardır: Abbas Beyyûmî Aclân, Min edebi'r-RâfFî ve me'ârikih [110] Fârûk Salih Bâselâme, en-Nakd inde'r-Râtfî [111] Fehd b. Abdullah el-Atram, Mustafâ Sâdık er-Râffî, hayâtühû ve edebüh [112] Mahmûd Turşûne, el-Edebü'l-ebyaz beyne'r-Râfi'î ve Tâhâ Hüseyin [113] Mahmûd Ali es-Semmân, Mustafâ Sâdık er-Râficî nâkıden Mustafa Nu'mân el-Bedrî, er-Râffî el-kâiib beyne'I-mufyâfaza ve't-tecdîd [114] el-İmâm Mustafâ Sâdık er-Râfi'î [115] Necâd M. Abdülmâcid el-Abbâsî, el-Câ-nibü'd-dînî fî edebi'r-Râffî [116] Erol Ayyıl-dız, XX. Yüzyıl Arap Edebiyatında Mustafa Sadık er-Râfiî'nin Yeri.[117]
Bibliyografya :
Brockelmann. GAL SuppL, III, 71-76; M. Saîd el-lryân, Hayâtü'r-Râfı'î, Kahire 1952, tör.yer.; Ni'mâtAhmed Fuâd, Dirâse fi edebi'r-Râfi% Kahire 1953, tür.yer.; Şevki Dayf, el-Edebü'l-cAra-biyyü'l-mu'âşır fi Mışr, Kahire, ts. (Dârü'l-maârif), s, 242-251; Kemâl Neş'et, Mustafâ Sâdık: er-Râ-fi% Kahire 1968, s. 6-81, ayrıca bk. tür.yer.; Mustafa Nu'mân el-Bedrî, Mustafâ Sâdık: er-Râfı'î, Bağdad 1388/1968; a.mlf., er-RâfıHyyü'l-Kâüb beyne't-muhâfaza ve't-tecdîd, Amman 1411/ 1991; a.mlf.. "en-Nakd 'inde'r-RâfiT', el-Meurid, !X/1, Bağdad 1980, s. 27-41; Ali Abdüihalîm Mahmûd, Nahoe edebi't-lslâmiyyi'l-mu'âşır: Mustafâ Sâdık er-Râfl% Riyad 1395; Haseneyn Hasan Mahlûf, Mustafâ Sâdık er-Râfi'î hayâtühû ue âşârulı, Kahire 1976; Hâmid M. Emîn Şa'bân, £s-rârü'n-nizâmi'l-luğauî cinde Mustafâ ŞâdLk er-Râfı'î, Kahire 1979, s. 5-10, ayrıca bk. tür.yer.; Ahmed İsmailoviç, Felsefetü'l-isüşrâk: ue eşeru-hâfı'l-edebi'l-'Arabiyyi'l-mıfaşır, Kahire 1980, s. 367-373; Mustafa eş-Şek'a, Mustafa Sâdık er-Râfı% Beyrut 1403/1983, s. 15-32, ayrıca bk. tür.yer.; Abdülkerîm Osman, Me'âlİmü'ş-şekâfe-ü'l-İslâmiyye, Beyrut 1984, s. 457-461; Fethi Abdülkâdir Ferîd, Belâğatü'l-Kur'ân fi edebi'r-Râ-fi% Kahire 1985, s. 11-74; Mustafa el-Cûzû, Muşta/a Sâdık er-Rafı% Beyrut 1405/1985, s. 21-114, ayrıca bk. tür.yer.; İbrahim İvaz, Ma'reke-tû'ş-şt'ii'l'Çâhllî beyne'r-Râfı'î ue Tâhâ Hüseyin, Kahire 1987; Abdülazîz el-Mekâlih, ^Amâii-ka'İndematla'l'l-karn, Beyrut 1988, s. 121-196; Abdüssettâr Ali es-Sütûhî, el-Cânibü't-islâmî fi edebi'r-Râfl.% Kahire 1990; Abdülcebbâr er-Rifâî, Meusû'atü meşâdiri'n-nizâmi'i-İslâmî, Kum 1417, VII, 82; M. Receb el-Beyyûmî. Mustafâ Sâdık er-Râfı% Dımaşk 1417/1997, s. 5-27, ayrıca bk. tür.yer.; Ömer ed-Desûki, "MaVr-Rân"! el-Kâtib", Hauiiyyetü KüüiyyeU dâri'l-culûm, sy. 1, Kahire 1969, s. 17-50; a.mlf.. "Min İslâmiy-yâti'r-RâfiT', Eduâ'ü'ş-şerfa, VII, Riyad 1396, s. 66-100; G. Eliraz, "The Social and Cultural Con-ception of Mustafa Sâdık al-Râfıi", AAS, Xlli (1979), s. 101-129; Ahmed Mustafa Hafız, "Mustafâ Sâdık er-RâffP, el-Ezher, LVJ/4, Kahire 1983, s. 656-659; Erol Ayyıldız, "Mustafa Sadık er-Ra-fiî'nin Hayatı, Edebî Cephesi ve Eserleri", Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, II, Bursa 1989, s. 27-35; a.mlf., "Mustafa Sadık er-Raflî'nin Arap Edebiyatı Tarihi Adlı Eserinin Tetkiki", a.e., 111 (1991), s. 131-140.
Mustafâ Sâdık b. Abdirrezzâk b. Saîd b. Ahmed b. Abdilkâdir er-Râfiî (1881-1937) Mısırlı edip, şair ve yazar.
Kuzey Mısır'daki Kalyûbiye şehrinin Beh-tîm köyünde doğdu. Ailesi Trablusşam şehrinden olup soyu Hz. Ömer'e dayanır. Büyük dedesi Şeyh Abdülkadir, Mısır'da tahsil gördüğü sırada Halveti şeyhi Mahmûd el-Kürdfnin kendisine, "Sen ilim sancağını yükseltenlerden (râfi) olacaksın" demesi üzerine ailede Râfiî nisbesini ilk alan kimsedir. Ailenin Önceki nisbesi Beysarî'dir. Babası Abdürrezzâk er-Râfiî, Mısır'ın çeşitli bölgelerinde şer'iyye mahkemesi kadılığı yapmış ve Tanta'da vefat etmiştir.
İlk dinî bilgileri babasından öğrenen ve özel hocalardan ders alan Mustafa Sâ-dık'ın gördüğü tek resmî öğrenim ilkokuldan ibarettir. İlkokuldan mezun olduğu yıl yakalandığı tifo hastalığı kalıcı bir ses kısıklığı ile kulak tıkanıklığına ve ileriki yıllarda sağırlığa sebep olmuştur. Daha sonra babasının zengin kütüphanesinde kitap okuyarak kendini yetiştirdi. Ayrıca Batı dillerinden Arapça'ya tercüme edilmiş edebiyat, felsefe ve ahlâka dair eserleri okuyup belli başlı yazarlarla bunların fikrî temayülleri, özellikle Fransız edebiyatı hakkında zengin bir birikime sahip oldu. Kesintisiz olarak sürdürdüğü okuma ve yeteneği sayesinde klasik Arap dilini mükemmel bir şekilde kullanan Mustafa Sâdık, henüz otuz yaşındayken Târîhu âdâbi'l-fArab gibi üslûp ve içerik bakımından orijinal bir eser ortaya koymayı başardı. 1899'-da Talha Şer'iyye Mahkemesi, iki yıl sonra da Tanta Hukuk ve Ceza Mahkemesi [87] kâtipliğine getirildi. Sonuncu görevi hayatının sonuna kadar devam etti. 10 Mayıs 193Tde bir kalp krizi sonucu öldü ve Tanta'daki aile kabristanına defnedildi.
Râfiî teliflerinde edebî üslûbu tercih ettiğinden bilimsel konuları da zengin teşbih, mecaz, istiare, kinaye gibi mâna sanatları ve tıbak, tevriye, seci, cinas gibi lafız sanatlarıyla süslemiş, dolayısıyla üslûbu kapalı ve anlaşılmaz hale gelmiştir. Bu sebeple ilmî ve edebî birikimi olmayanların onun eserlerini anlaması kolay değildir. Üslûbunun zorluğunu kendisi de far-kederek Hadîşü'l-kamer adlı eserinde bazı kelime ve ifadeler için açıklayıcı dipnotları koyma mecburiyetinde kalmıştır.
Yazarlık hayatına şiirle başlayan Râfiî ilk yıllarda "Ömerî", "Fârûki", "Neon" gibi takma adlar kullanmış, olgunluk dönemine girince kendi adını koymakta bir sakınca görmemiştir. Onun es-Sehâbü'1-ahmer, Hadîşü'l-kamer, Resa"ilü'l-ahzân, Evrâ-ku'î-verd gibi edebî denemelerinde bir tür mensur serbest şiir üslûbu hissedilmektedir.
Eserleri.
1. Dîvânü'r-Râîfî.[88] Divanda medih, tasvir, gazel, nesîb, hikmet, mersiye gibi klasik temalar işlenmiştir. Eser daha sonra Üsâ-me M. Seyyid tarafından tahkiki ve şerhi yapılarak tekrar yayımlanmıştır. [89]
2. Dîvânü'n-nazarâl. İlk cildi 1908'de Kahire'de yayımlanan, II. cildi ise henüz neşredilmemiş bulunan divanda vatan şiirleri, tabiat tasvirleri ve hâtıralar gibi temalara yer verilmiştir. Râfiî, 1907'-de yazdığı Meleketü 'I-inşâ adlı eserinden bu divanına bazı inşâ örnekleri almıştır.
3. Târîhu âdâbi'l-cArab. Üç ciltten oluşan eserin I. cildinde "edeb" kelimesinin anlam gelişimiyle diller ve Arap dili, rivayet ve râ-viler etrafında çeşitli konular ele alınmış [90] II. cilt Kur'ân-ı Kerîm'in i'câ-zı ve Hz. Peygamber'in belâgatıyia ilgili meselelere ayrılmıştır [91] Eserin III. cildinde Arap şiirinin tarihi, ekolleri, çeşitleri, muallakât ve şairleri, Endülüs edebiyatı, müteahhir şairlerin çok Önem verdiği bazı lafız sanatları incelenmiştir. [92]
4. Hadîşü'l-kamer [93] 1912'de Lübnan'a seyahati esnasında Bihamdûn'da tanıştığı, güzelliğine hayran kaldığı, şiirini övdüğü ve kendisine "es-sehâbü'l-ahmer" lakabını verdiği hıristiyan bir Arap kızı için edebî üslûpta inşâ numuneleri olarak yazılmış olup mensur şiir biçimindedir.
5. İccâzül-Kur'ân [94] Târîhu âdâbi'l-'Arab'ın II. cildinin bazı değişikliklerle müstakil olarak basılmasından meydana gelmiştir. Eserde Ebû Süleyman el-Hattâbî'nin Beyânü câzi'l-KufârimĞa ortaya koyduğu ve Abdülkâhir el-Cürcânî'nin Deiâ'iiü'I-fcâz'ın-da geliştirdiği, Kur'ân-ı Kerîm'in i'câzının nazmında olduğu teorisi ana fikir olarak işlenmiştir. Fethî Abdülkâdir Ferîd, Belâ-ğâtü'l-Kurbân fî edebi''r-Râffî adlı bir çalışma yapmıştır.[95]
6. Kitâ-bü'i-Mesâkîn.[96] 191 S'te yazılan eserde fakirlik, zenginlik, cimrilik, fakirlere sabır tavsiyesi ve teselli gibi konular ele alınmıştır.
7. en-Neşîdü'1-vatanî el-Mışrî. [97]
8. ResâHlü'l-ahzân [98] Mektuplar halinde olması ve umutsuz aşk temasını işlemesi bakımından Goethe'nin Kitâbü Âlâmi'l-fetâ Verter [99] adlı eserinin tesiriyle yazıldığı anlaşılan kitap, RâfiTnin Lübnan'da tanıştığı hıristiyan Arap kızına duyduğu platonik aşkın felsefesini yapar. Kitâbü'1-Ah-zân adlı eserinde de Goethe'nin etkisi görülür.
9. es-Sehâbü'1-ahmer [100] Resâ^ilü'l-ahzârim devamı gibi olup güzellik ve aşk felsefesi, kadınlar hakkında anılar, zamanın bazı ünlülerine yazdığı övgüler, kıssalar vb. konuları kapsayan makalelerden oluşur. Eserin bir bölümü yine Lübnanlı kızla ilgili olup ona lakap olarak verdiği "es-sehâbü'l-ahmer"i eserine isim yapmıştır.
10. Tahte râyeti'l-Kur'ân: el-Macreke beyne'l-kadîm ve'1-cedîd.[101] Tâhâ Hüseyin'e ait Fi'ş-şfri'I-Câhilî adlı eserin eleştirisine dair Kevkebü'ş-Şark ile diğer bazı gazete ve dergilerde yayımladığı makaleleriyle başka makale ve konferanslarını kapsar. Râfiî bu eserinde Tâhâ Hüseyin'i, D. Samuel Margoliouth ve Er-nest Renan gibi şarkiyatçıların Câhiliye şiiri hakkındaki görüşlerini çalmış olmakla İtham eder, ayrıca onu inanç yönünden eleştirir.
11. Evrâku'1-verd. 1931 *de yazılan eser, güzellik ve aşk felsefesi üzerine hayalî mektuplar tarzında olup Resâi3lü'l-ahzân ve es-Sehâbü'l-ahmef'm tamamlayıcısı niteliğindedir. Ayrıca dostluk, hastalık, yaşlılık, ölüm, acı ve zühd gibi konuların yer aldığı eser vezinli şiir, mensur şiir ve nesir parçalan biçimindedir.
12. Ale's-seffûd. Abbas Mahmûd el-Akkâd ve Abdullah Afîfî gibi bazı çağdaş yazarların eleştirisine dair 1929 yılında el-cUşûr dergisinde yayımladığı makalelerden meydana gelmiştir.[102] Eserin II. cildi, Câhiliye şiirinin tenkidi meselesinde Tâhâ Hüseyin'i destekleyen Zekî Mübârek'in Ebû İshak el-Husrî'ye ait Zehrü'I-âdâb'm tashihi sırasında yaptığı hatalara dairdir. [103]
13. Risâletü'i-fyac [104]
14. Vahyü'l-kalem. Üç ciltten oluşan eser, 1934-1937 yıllarında er-Risâle dergisinde çıkan makaleleriyle 1910'da ez-Zühûr dergisine yazdığı edebî makaleleri içerir. [105]
15. Resâ'ilü'r-Râfi'î. 1912-1934 yılları arasında dostu Mahmûd Ebû Reyye'ye gönderdiği dinî, içtimaî ve edebî konulara dair 218 kısa mektubunu kapsar.[106]
Râfiî'nin diğer eserleri arasında şunlar zikredilebilir: Min fevki'l-minber [107] el-İslâm: Nizâm insanî Hadâratü'I-'Amb ü'l-cuşûri'l~ îslâmiyyeti'z-zâhire [108] Kitâbü Fuşahi'l-kelâm, Mev'izatü'ş-şebâb, Meleketü'1-inşâ, Şu'arâ'ü'l-'aşr ve ta-bakâtühüm, el-Kitâbü'n-Nebevî, Es-rârü'l-iccâz, Eğâni'ş-şa'b, el-Fu'âdiyyât Kral Fuâd için methiyeler Bakâye'd-dî-vân, Neşîdü Sacd Bâşâ Zağİûî, Eğârî-dü'r-Râıi'î.[109]
Mustafa Sâdık er-Râfiî hakkında birçok çalışma yapılmış olup başlıcaları şunlardır: Abbas Beyyûmî Aclân, Min edebi'r-RâfFî ve me'ârikih [110] Fârûk Salih Bâselâme, en-Nakd inde'r-Râtfî [111] Fehd b. Abdullah el-Atram, Mustafâ Sâdık er-Râffî, hayâtühû ve edebüh [112] Mahmûd Turşûne, el-Edebü'l-ebyaz beyne'r-Râfi'î ve Tâhâ Hüseyin [113] Mahmûd Ali es-Semmân, Mustafâ Sâdık er-Râficî nâkıden Mustafa Nu'mân el-Bedrî, er-Râffî el-kâiib beyne'I-mufyâfaza ve't-tecdîd [114] el-İmâm Mustafâ Sâdık er-Râfi'î [115] Necâd M. Abdülmâcid el-Abbâsî, el-Câ-nibü'd-dînî fî edebi'r-Râffî [116] Erol Ayyıl-dız, XX. Yüzyıl Arap Edebiyatında Mustafa Sadık er-Râfiî'nin Yeri.[117]
Bibliyografya :
Brockelmann. GAL SuppL, III, 71-76; M. Saîd el-lryân, Hayâtü'r-Râfı'î, Kahire 1952, tör.yer.; Ni'mâtAhmed Fuâd, Dirâse fi edebi'r-Râfi% Kahire 1953, tür.yer.; Şevki Dayf, el-Edebü'l-cAra-biyyü'l-mu'âşır fi Mışr, Kahire, ts. (Dârü'l-maârif), s, 242-251; Kemâl Neş'et, Mustafâ Sâdık: er-Râ-fi% Kahire 1968, s. 6-81, ayrıca bk. tür.yer.; Mustafa Nu'mân el-Bedrî, Mustafâ Sâdık: er-Râfı'î, Bağdad 1388/1968; a.mlf., er-RâfıHyyü'l-Kâüb beyne't-muhâfaza ve't-tecdîd, Amman 1411/ 1991; a.mlf.. "en-Nakd 'inde'r-RâfiT', el-Meurid, !X/1, Bağdad 1980, s. 27-41; Ali Abdüihalîm Mahmûd, Nahoe edebi't-lslâmiyyi'l-mu'âşır: Mustafâ Sâdık er-Râfl% Riyad 1395; Haseneyn Hasan Mahlûf, Mustafâ Sâdık er-Râfi'î hayâtühû ue âşârulı, Kahire 1976; Hâmid M. Emîn Şa'bân, £s-rârü'n-nizâmi'l-luğauî cinde Mustafâ ŞâdLk er-Râfı'î, Kahire 1979, s. 5-10, ayrıca bk. tür.yer.; Ahmed İsmailoviç, Felsefetü'l-isüşrâk: ue eşeru-hâfı'l-edebi'l-'Arabiyyi'l-mıfaşır, Kahire 1980, s. 367-373; Mustafa eş-Şek'a, Mustafa Sâdık er-Râfı% Beyrut 1403/1983, s. 15-32, ayrıca bk. tür.yer.; Abdülkerîm Osman, Me'âlİmü'ş-şekâfe-ü'l-İslâmiyye, Beyrut 1984, s. 457-461; Fethi Abdülkâdir Ferîd, Belâğatü'l-Kur'ân fi edebi'r-Râ-fi% Kahire 1985, s. 11-74; Mustafa el-Cûzû, Muşta/a Sâdık er-Rafı% Beyrut 1405/1985, s. 21-114, ayrıca bk. tür.yer.; İbrahim İvaz, Ma'reke-tû'ş-şt'ii'l'Çâhllî beyne'r-Râfı'î ue Tâhâ Hüseyin, Kahire 1987; Abdülazîz el-Mekâlih, ^Amâii-ka'İndematla'l'l-karn, Beyrut 1988, s. 121-196; Abdüssettâr Ali es-Sütûhî, el-Cânibü't-islâmî fi edebi'r-Râfl.% Kahire 1990; Abdülcebbâr er-Rifâî, Meusû'atü meşâdiri'n-nizâmi'i-İslâmî, Kum 1417, VII, 82; M. Receb el-Beyyûmî. Mustafâ Sâdık er-Râfı% Dımaşk 1417/1997, s. 5-27, ayrıca bk. tür.yer.; Ömer ed-Desûki, "MaVr-Rân"! el-Kâtib", Hauiiyyetü KüüiyyeU dâri'l-culûm, sy. 1, Kahire 1969, s. 17-50; a.mlf.. "Min İslâmiy-yâti'r-RâfiT', Eduâ'ü'ş-şerfa, VII, Riyad 1396, s. 66-100; G. Eliraz, "The Social and Cultural Con-ception of Mustafa Sâdık al-Râfıi", AAS, Xlli (1979), s. 101-129; Ahmed Mustafa Hafız, "Mustafâ Sâdık er-RâffP, el-Ezher, LVJ/4, Kahire 1983, s. 656-659; Erol Ayyıldız, "Mustafa Sadık er-Ra-fiî'nin Hayatı, Edebî Cephesi ve Eserleri", Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, II, Bursa 1989, s. 27-35; a.mlf., "Mustafa Sadık er-Raflî'nin Arap Edebiyatı Tarihi Adlı Eserinin Tetkiki", a.e., 111 (1991), s. 131-140.