Ebû_Davud
Wed 24 September 2008, 06:31 pm GMT +0300
MUSTAFA-YI MOSTÂRÎ
(bk. EVYÛBÎZÂDE MUSTAFA).
MUSTAFA NURİ PAŞA
(1824-1890) Osmanlı devlet adamı ve tarihçi.
Safer 1240'ta (Ekim 1824) İzmir'de dünyaya geldi; bazı kaynaklar doğum yılını 1238 olarak verir. İzmir baş ayanı Mansû-rîzâde Mehmed Emin Efendi'nin oğludur. Özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrendi. Tahsilini tamamladıktan sonra bir süre İzmir Valisi Salih ve Maliye Bakanı Nafiz paşaların mühürdariık hizmetinde bulundu. 25 Nisan 184S'te Bursa Tahrirat Kale-mi'nde memuriyete başladı. Ertesi yıl İstanbul'a gitti ve maaşsız olarak Sadâret Mektûbî Kalemi Hariciye Şubesi'ne devam etti. 0 dönemde mektûbî-i hâriciy-ye olan ve daha sonra Tanzimat devrinin önemli simaları arasında yer alan Said Efendi'nin kız kardeşi Züleyha Hanım'la evlendi. Ekim 1853'te Meclis-i Âlî-i Tanzimat kâtipleri zümresine dahil oldu, 1858'-de Meclis-i Tanzimat Kalemi serhalifeliği-ne, 1859'da aynı meclisin başkâtipliğine, 27 Temmuz 1861'de Meclis-i Vâlâ-yı Ah-kâm-ı Adliyye, ardından Muhâkemat Dairesi başkâtipliğine getirildi. 1 Ocak 1863'-te Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibi oldu. Bu görevde yaklaşık bir yıl kaldıktan sonra Sadrazam Mehmed Emin Âlî Paşa ile arası açıldığından Eylül 1863'te Dîvân-ı Hümâyun beylikçiliğine, 15 Aralık'ta Deâvî Ne-zâretî'ne, 12 Temmuz 1864'te Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye üyeliğine, 30 Nisan 1868'de Dîvân-ı Muhâkemât-ı Mâliyye, 4 Mayıs 1869'da rütbe-i bâlâ unvanıyla Dîvân-ı Muhâsebât-ı Maliyye başkanlığına getirildi. Âlî Paşa'nın ölümünün ardından Mahmud Nedim Paşa sadrazam olunca 21 Eylül 1871'de görevinden azledildi.
3 Ekim 1872'de Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye Temyîz-i Hukuk Dairesi başkanı oldu. Otuz beş gün sonra Mütercim Rüşdü Pa-şa'nın yeniden sadrazamlığa getirilmesiyle birlikte dürüst bir kişi olması, devlet işlerindeki bilgi ve yeteneği dikkate alınarak sadâret müsteşarlığına tayin edildiyse de 8 Mayıs 1873'te azledildi. İki yıldan fazla süren mâzuliyetinin ardından 1 Ocak 1876'da Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye mehâki-mi müfettişliğine, 10 Mayıs 1876'da Temyiz Mahkemesi üyeliğine getirildi. Rüşdü Paşa'nın beşinci defa sadrazam olması
üzerine 4 Haziran 1876'da Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye'ye bağlı Muhâkemat Dairesi reisi, 16 Ekim 1876'da Defter-i Hâkânî nâzın oldu. Mart 1880'de bu nezâretin ismi Vergi Emaneti olarak değiştirildi. 30 Nisan 1882'-de vezâret rütbesi verilen Mustafa Nuri Paşa 9 Mayıs 1882'de Maarif Nezâreti'ne tayin edildi. Bu görevi sırasında üstün hizmet nişan ve madalyalanyla ödüllendirildi. 25 Eylü! 1885'te Doğu Rumeli'nin Bul-garistan Prensliği tarafından işgal edilmesi sebebiyle Küçük Mehmed Said Paşa kabinesinin düşmesi üzerine nazırlıktan ayrıldı. 27 Ocak 1886'da Abdüllatif Subhi Paşa'nın vefatıyla onun yerine Evkaf nazırı oldu. Bu görevini sürdürürken 25 Cemâ-ziyelevvel 1307'de [1] II. Abdülhamid'in cuma selâmlığına katıldıktan sonra evine döndüğü sırada vefat etti. Cenazesi Süleymaniye Camii hazîresine defnedildi.
Küçük bir memuriyetten başlayarak vezirlik ve nazırlığa kadar yükselen Mustafa Nuri Paşa II. Mahmud, Abdülmecid, Ab-dülaziz, V. Murad ve II. Abdülhamid dönemlerinde görev yapmıştır. Maarif nazırlığı sırasında Mülkiye Tıp Mektebi'nde tahsilini bitiren doktorların Yenibahçe Hasta-hanesi'nde stajlarından sonra doktorluğa başlamaları usulü getirilmiş, Arnavutluk'ta çok sayıda ilk mektep açılmış, İstanbul Beyazıt'ta bir umumi kütüphane kurulmuş ve mevcut kütüphanelerdeki kitapların tesbit ve tasnifi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bunun yanında İstanbul Dârülfünunu'nun yeniden açılmasına teşebbüs edilmiş, önemli vilâyetlere birer maarif müdürü gönderilmiş ve müdürlerin başkanlığında birer meclis-İ maârif oluşturulmuştur. Rüşdiye mekteplerinin ders programlan ihtiyaca göre tekrar düzenlenmiş, vilâyetlerdeki ilk mekteplerin sayısı arttırılmış, ilk muallim mektepleri kurulmuş ve yeni idadilerin açılmasına çalışılmıştır. Nezâret dairesi olmak üzere yapımına başlanan ve daha sonra Yüksek Ticaret Mektebi olarak kullanılan bina inşa edilmiştir. Beş yıl süren Evkaf nazırlığı döneminde başta İstanbul olmak üzere memleketin çeşitli yerlerindeki birçok cami, mescid, türbe, medrese, sebil, çeşme ve su yollan onarılmıştır. Mustafa Nuri Paşa maaş veremeyecek durumda olan nezâretin borçlarını ödemiş ve mahlûl durumdaki çok sayıda vakıf malını ya işler hale getirerek ya da borçlar karşılığında vererek yıkılmaktan kurtarmıştır.
Mustafa Nuri Paşa'nın kerim, hayır sever, fakirperver, özü sözü doğru bir zat olduğu belirtilir. Düşündüğünü söylemekten çekinmeyen bir kişiliğe sahipti. Bunun zaman zaman kendisi için problemlere yol açtığı bilinmektedir. Arapça'ya ve hadis ilmine vâkıf olduğu, vefatına kadar özei hocadan haftada bir gün Buhârî okuduğu kaydedilir. Tarihe karşı özel bir ilgi besle-diği, bilhassa İbn Haldun'un eseriyle yoğun biçimde meşgul olduğu ve çalışmala-rında onu örnek alarak metodunu benimsediği kaydedilir. Lâleli'de bulunan konağı ile Vaniköy'de iskelenin hemen yanında yer alan yalısı devrin önemli devlet ricalinin toplantı ve sohbet mekânı idi. Buralarda devlet işleri, tarihî olaylar, edebiyat gibi konularda sohbet edilirdi. Bu toplantılara babasıyla birlikte katılan Ali Fuat Türkgeldi, Mustafa Nuri Paşa'nın ölümünden sonra geride kalanların bir daha toplanamadığını kaydeder. Mustafa Nuri Pa-şa'nın bir oğlu olmuşsa da dört beş yaşlarında iken ölmüştür.
Mustafa Nuri Paşa'nın adını yaşatan eseri, Osmanlı tarihçileri arasında önemli bir yer edinmesini sağlayan Netâykü'l-vuküât adlı tarihidir. Dört ciltten oluşan kitabını sekiz yıl süren (1873-1881) Defter-i Hâkânî nazırlığı sırasında kaleme almıştır. Çalışmasında Cevdet Paşa ile Ahmet Vefık Paşa'dan etkilendiği düşünüle-bilirse de esas örnek aldığı kişi İbn Haldun'dur. İbn Haldun'un devlet teorisini benimseyen Mustafa Nuri Paşa, Osmanlı Devle-ti'nin tarihini altı devreye ayırmıştır; bu sebeple eseri de altı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Osmanlı Devle-ti'nin kuruluşundan Timur hadisesine kadar geçen olaylar yer almaktadır. İkinci bölüm, Yıldırım Bayezid'in vefatı ve Çelebi Mehmed'in tahta çıkışından 11. Bayezid'in saltanatı oğlu Selim'e bırakmasına kadar geçen hadiseleri konu edinir. Üçüncü bölüm Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkışından III. Murad'ın vefatına kadar geçen dönemi, dördüncü bölüm III. Mehmed'den II. Süleyman'ın tahta çıkışına kadar geçen dönemi anlatır. Beşinci bölüm II. Süleyman'ın cülusundan Kaynarca Antlaşması'na kadar cereyan eden olayları, altıncı bölüm de bu tarihten itibaren 1841 yılına kadar geçen hadiseleri ihtiva etmektedir. Bölümlerin her biri devletin kuruluş, takarrür, istilâ ve ikbal, tereddüt ve tevakkuf, ıslahat ve yenilik devirleri olarak değerlendirilmektedir. Her bölümde önce dönemin hadiseleri anlatılmakta, ardından "tekmile" başlığı altında genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra alt başlıklar halinde devlet erkânı ve saltanat işleri, kurumlar ve gelişmeleri, arazi idaresi, mülkiye ve eyaletler, ordu, bahriye, maliye, ilim, maarif, sanayi ve fen alanındaki gelişmeler, hariciye gibi konular incelenmekte; yeniçeri, cebeci, süvari, tersane, bostancı, taşradaki yerli kulu ocakları ve akıncı taifesinin sayıları, nizam ve kaideleriyle mevcut âlim ve memurlara dair bilgiler verilmektedir.
Eserin hazırlanması esnasında Osmanlı tarihlerinin yanında Babıâli, Maliye, Def-terhâne kayıtlan da incelenmiştir. Bunlarla birlikte matbu olmayan çok sayıda risale ve mecmuadan da istifade edildiği kaydedilmektedir. Ayrıca sefâretnâmeler, eski teşrifat defterleri, matbah emini Salih Paşa'nın defterleri, Defterhâne'de muhafaza edilen vakfiyelerle Takvîm-i Vekâyi' nüshaları da kaynakları arasında sayılabilir.
Mustafa Nuri Paşa eserinde olayları aktarmanın ötesinde sebep ve sonuçlarını araştıran bir yöntem kullanmış, eski rûz-nâmecilerin izlediği yolu terkederek olayların tasvir ve takdirinde tenkidi noktalardan hareket eden yeni bir yol tutmuştur. Önemli bilgilerin yer aldığı eser kolay ve akıcı üslubuyla yaygınlık kazanmıştır; Franz Babinger tarafından Osmanlı tarihi hakkında yazılmış Türkçe eserlerin içinde en öğretici ve öğrenme şevki vereni olarak nitelendirilmektedir. Sultan Mehmed Re-şad'ın Nuri Paşa'nın eserini sık sık okutup dinlediği kaydedilir. Son vak'anüvis Abdurrahman Şeref Efendi'nin Târîh-i Devlet-i Osmâniyye isimli eserinin tertibinde Ne-tâyicü'l-vuküât örnek alındığı gibi bunun başlıca kaynağı da olmuş, I. cildin sonuna eklenen "Teşkilât ve Nizâmât-ı Kadîme" başlıklı kısım Netâyicüri-vuküât'tan olduğu gibi aktarılmıştır.[2] Kitap ayrıca başta Ahmed Râsim olmak üzere pek çok kişi tarafından kaynak olarak kullanılmıştır. Mustafa Nuri Paşa'nın eseri kaleme almaktaki maksadı, umumi bir Osmanlı tarihi yazmaktan ziyade Osmanlı saltanatının başlangıcından itibaren siyasî idare ile zaman zaman değişen kanun ve nizamların değiştirilmesinin sebeplerini araştırmak ve neticelerini bulmaktır. Bundan dolayı tarihî hadiseler kısaca sıralandıktan sonra devletin yapısı ve teşkilâtı incelenmektedir. Bu açıdan türünün ilk örneği olarak değerlendirilir.
Mustafa Nuri Paşa'nın Batı dillerini bil-meyişi sebebiyle Avrupa tarihine dair eserlerden istifade edememesi bir eksiklik olarak kaydedilmektedir. Özellikle Avrupa ile ilişkilerin arttığı bir dönemin anlatıldığı altıncı bölümde bu eksiklik daha çok göze çarpar. Müellif bu kısmı da yazmış, ancak müsvedde halinde kalmış ve tamamlanamamıştır. Verdiği bilgilere kaynak göstermemesi de bir eksiklik olarak görülmektedir. Onun eserinde geleneksel kurumları tanıtmayı hedeflediği, Tanzimat'la birlikte devletin kurumları köklü bir değişikliğe uğradığı için Tanzimat sonrasını yazmak istemediği şeklinde değerlendirmeler de yapılmaktadır.
Eserin ilk üç cildinin baskısı müellif tarafından yaptırılmış[3] IV. cildi, Mustafa Nuri Paşa'nın ölümünden sonra Mehmed Galib Bey ilk üç cildin ikinci baskısıyla birlikte ve bir önsöz ilâvesiyle neşretmiştir [4] Mustafa Nuri Paşa, eserinin IV. cildinin basımını kayınbiraderi eski Dahiliye Nâzın Said Efendi'ye vasiyet etmiş, ancak bu vasiyet Said Efendi'nin vefatından sonra oğlu Mehmed Galib Bey tarafından gerçekleştirilebilmiştir. Netâyicü'î-vuküât'ı Neşet Çağatay sade-leştirerek yayımlamışsa da [5] bu neşirde önemli yanlışlar tesbit edilmiştir.[6] Bazı kaynaklarda Mustafa Nuri Paşa'nın ayrıca Hazînetü'1-he-söb isimli matbu bir eseri bulunduğu kaydedilmektedir.
Bibliyografya :
Karslızâde Cemâleddin Mehmed, Osmanlı Tarih ueMüverrihleri:Âyîne-iZurefâ, İstanbul 1314, s. 143-144; Abdurrahman Şeref, Târîh-i Deulet-i Osmâniyye, İstanbul 1315,1, 274 vd.; Siciü-i Os-mânî, IV, 486-487; Osmanlı Müellifleri, III, 146; Mahmud Cevad, Maârif-i ümûmiyye Nezâreti T&-rihçe-i Teşkilât oe İcrââtı, İstanbul 1328, s. 252 254; îbnülemin-Hüseyin Hüsâmeddin [Yasar], Eo-kâf-ı Hümâyun Nezaretinin Târihçe-i Teşkilâtı ue Nüzzârtn Terâcİm-i Ahvâli, İstanbul 1335, s. 190-192; Ali Fuat Türkgeldİ, Görüp İşittiklerim, Ankara 1949, s. 61; a.mlf.. "Mansurîzâde Mustafa Paşa ve Netâyicü'l-vukûât", TTEMlyen\ seri), 1/1 (1929), s. 40-48; Ali Rıza-Mehmed Galib, Geçen Asırda Devlet Adamlarımız (haz. Fahri Çetin Derin), İstanbul 1977, I, 82-85; Babinger (Üçok), s. 403-404; İsmail Nâmî Erbilek, "Mustafa Nuri ve Eseri", YT, sy. 80 (1939), s. 314-318; Neşet Çağatay, "Mustafa Nuri Paşa ve Eseri (1824-1890)", TTK Belleten, XL1I/167 (1978), s. 445-463; Orhan Şâik Gökyay, "Netâyicü'l-vukuat. Mustafa Nuri Paşa", TED, sy. 10-11 (1980). s. 433-442; İsmet Parmaksızoğlu, "Mustafa Nuri Paşa (Mansûrî-zadel", TA, XXIV, 498-499
(bk. EVYÛBÎZÂDE MUSTAFA).
MUSTAFA NURİ PAŞA
(1824-1890) Osmanlı devlet adamı ve tarihçi.
Safer 1240'ta (Ekim 1824) İzmir'de dünyaya geldi; bazı kaynaklar doğum yılını 1238 olarak verir. İzmir baş ayanı Mansû-rîzâde Mehmed Emin Efendi'nin oğludur. Özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrendi. Tahsilini tamamladıktan sonra bir süre İzmir Valisi Salih ve Maliye Bakanı Nafiz paşaların mühürdariık hizmetinde bulundu. 25 Nisan 184S'te Bursa Tahrirat Kale-mi'nde memuriyete başladı. Ertesi yıl İstanbul'a gitti ve maaşsız olarak Sadâret Mektûbî Kalemi Hariciye Şubesi'ne devam etti. 0 dönemde mektûbî-i hâriciy-ye olan ve daha sonra Tanzimat devrinin önemli simaları arasında yer alan Said Efendi'nin kız kardeşi Züleyha Hanım'la evlendi. Ekim 1853'te Meclis-i Âlî-i Tanzimat kâtipleri zümresine dahil oldu, 1858'-de Meclis-i Tanzimat Kalemi serhalifeliği-ne, 1859'da aynı meclisin başkâtipliğine, 27 Temmuz 1861'de Meclis-i Vâlâ-yı Ah-kâm-ı Adliyye, ardından Muhâkemat Dairesi başkâtipliğine getirildi. 1 Ocak 1863'-te Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibi oldu. Bu görevde yaklaşık bir yıl kaldıktan sonra Sadrazam Mehmed Emin Âlî Paşa ile arası açıldığından Eylül 1863'te Dîvân-ı Hümâyun beylikçiliğine, 15 Aralık'ta Deâvî Ne-zâretî'ne, 12 Temmuz 1864'te Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye üyeliğine, 30 Nisan 1868'de Dîvân-ı Muhâkemât-ı Mâliyye, 4 Mayıs 1869'da rütbe-i bâlâ unvanıyla Dîvân-ı Muhâsebât-ı Maliyye başkanlığına getirildi. Âlî Paşa'nın ölümünün ardından Mahmud Nedim Paşa sadrazam olunca 21 Eylül 1871'de görevinden azledildi.
3 Ekim 1872'de Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye Temyîz-i Hukuk Dairesi başkanı oldu. Otuz beş gün sonra Mütercim Rüşdü Pa-şa'nın yeniden sadrazamlığa getirilmesiyle birlikte dürüst bir kişi olması, devlet işlerindeki bilgi ve yeteneği dikkate alınarak sadâret müsteşarlığına tayin edildiyse de 8 Mayıs 1873'te azledildi. İki yıldan fazla süren mâzuliyetinin ardından 1 Ocak 1876'da Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye mehâki-mi müfettişliğine, 10 Mayıs 1876'da Temyiz Mahkemesi üyeliğine getirildi. Rüşdü Paşa'nın beşinci defa sadrazam olması
üzerine 4 Haziran 1876'da Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye'ye bağlı Muhâkemat Dairesi reisi, 16 Ekim 1876'da Defter-i Hâkânî nâzın oldu. Mart 1880'de bu nezâretin ismi Vergi Emaneti olarak değiştirildi. 30 Nisan 1882'-de vezâret rütbesi verilen Mustafa Nuri Paşa 9 Mayıs 1882'de Maarif Nezâreti'ne tayin edildi. Bu görevi sırasında üstün hizmet nişan ve madalyalanyla ödüllendirildi. 25 Eylü! 1885'te Doğu Rumeli'nin Bul-garistan Prensliği tarafından işgal edilmesi sebebiyle Küçük Mehmed Said Paşa kabinesinin düşmesi üzerine nazırlıktan ayrıldı. 27 Ocak 1886'da Abdüllatif Subhi Paşa'nın vefatıyla onun yerine Evkaf nazırı oldu. Bu görevini sürdürürken 25 Cemâ-ziyelevvel 1307'de [1] II. Abdülhamid'in cuma selâmlığına katıldıktan sonra evine döndüğü sırada vefat etti. Cenazesi Süleymaniye Camii hazîresine defnedildi.
Küçük bir memuriyetten başlayarak vezirlik ve nazırlığa kadar yükselen Mustafa Nuri Paşa II. Mahmud, Abdülmecid, Ab-dülaziz, V. Murad ve II. Abdülhamid dönemlerinde görev yapmıştır. Maarif nazırlığı sırasında Mülkiye Tıp Mektebi'nde tahsilini bitiren doktorların Yenibahçe Hasta-hanesi'nde stajlarından sonra doktorluğa başlamaları usulü getirilmiş, Arnavutluk'ta çok sayıda ilk mektep açılmış, İstanbul Beyazıt'ta bir umumi kütüphane kurulmuş ve mevcut kütüphanelerdeki kitapların tesbit ve tasnifi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bunun yanında İstanbul Dârülfünunu'nun yeniden açılmasına teşebbüs edilmiş, önemli vilâyetlere birer maarif müdürü gönderilmiş ve müdürlerin başkanlığında birer meclis-İ maârif oluşturulmuştur. Rüşdiye mekteplerinin ders programlan ihtiyaca göre tekrar düzenlenmiş, vilâyetlerdeki ilk mekteplerin sayısı arttırılmış, ilk muallim mektepleri kurulmuş ve yeni idadilerin açılmasına çalışılmıştır. Nezâret dairesi olmak üzere yapımına başlanan ve daha sonra Yüksek Ticaret Mektebi olarak kullanılan bina inşa edilmiştir. Beş yıl süren Evkaf nazırlığı döneminde başta İstanbul olmak üzere memleketin çeşitli yerlerindeki birçok cami, mescid, türbe, medrese, sebil, çeşme ve su yollan onarılmıştır. Mustafa Nuri Paşa maaş veremeyecek durumda olan nezâretin borçlarını ödemiş ve mahlûl durumdaki çok sayıda vakıf malını ya işler hale getirerek ya da borçlar karşılığında vererek yıkılmaktan kurtarmıştır.
Mustafa Nuri Paşa'nın kerim, hayır sever, fakirperver, özü sözü doğru bir zat olduğu belirtilir. Düşündüğünü söylemekten çekinmeyen bir kişiliğe sahipti. Bunun zaman zaman kendisi için problemlere yol açtığı bilinmektedir. Arapça'ya ve hadis ilmine vâkıf olduğu, vefatına kadar özei hocadan haftada bir gün Buhârî okuduğu kaydedilir. Tarihe karşı özel bir ilgi besle-diği, bilhassa İbn Haldun'un eseriyle yoğun biçimde meşgul olduğu ve çalışmala-rında onu örnek alarak metodunu benimsediği kaydedilir. Lâleli'de bulunan konağı ile Vaniköy'de iskelenin hemen yanında yer alan yalısı devrin önemli devlet ricalinin toplantı ve sohbet mekânı idi. Buralarda devlet işleri, tarihî olaylar, edebiyat gibi konularda sohbet edilirdi. Bu toplantılara babasıyla birlikte katılan Ali Fuat Türkgeldi, Mustafa Nuri Paşa'nın ölümünden sonra geride kalanların bir daha toplanamadığını kaydeder. Mustafa Nuri Pa-şa'nın bir oğlu olmuşsa da dört beş yaşlarında iken ölmüştür.
Mustafa Nuri Paşa'nın adını yaşatan eseri, Osmanlı tarihçileri arasında önemli bir yer edinmesini sağlayan Netâykü'l-vuküât adlı tarihidir. Dört ciltten oluşan kitabını sekiz yıl süren (1873-1881) Defter-i Hâkânî nazırlığı sırasında kaleme almıştır. Çalışmasında Cevdet Paşa ile Ahmet Vefık Paşa'dan etkilendiği düşünüle-bilirse de esas örnek aldığı kişi İbn Haldun'dur. İbn Haldun'un devlet teorisini benimseyen Mustafa Nuri Paşa, Osmanlı Devle-ti'nin tarihini altı devreye ayırmıştır; bu sebeple eseri de altı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Osmanlı Devle-ti'nin kuruluşundan Timur hadisesine kadar geçen olaylar yer almaktadır. İkinci bölüm, Yıldırım Bayezid'in vefatı ve Çelebi Mehmed'in tahta çıkışından 11. Bayezid'in saltanatı oğlu Selim'e bırakmasına kadar geçen hadiseleri konu edinir. Üçüncü bölüm Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkışından III. Murad'ın vefatına kadar geçen dönemi, dördüncü bölüm III. Mehmed'den II. Süleyman'ın tahta çıkışına kadar geçen dönemi anlatır. Beşinci bölüm II. Süleyman'ın cülusundan Kaynarca Antlaşması'na kadar cereyan eden olayları, altıncı bölüm de bu tarihten itibaren 1841 yılına kadar geçen hadiseleri ihtiva etmektedir. Bölümlerin her biri devletin kuruluş, takarrür, istilâ ve ikbal, tereddüt ve tevakkuf, ıslahat ve yenilik devirleri olarak değerlendirilmektedir. Her bölümde önce dönemin hadiseleri anlatılmakta, ardından "tekmile" başlığı altında genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra alt başlıklar halinde devlet erkânı ve saltanat işleri, kurumlar ve gelişmeleri, arazi idaresi, mülkiye ve eyaletler, ordu, bahriye, maliye, ilim, maarif, sanayi ve fen alanındaki gelişmeler, hariciye gibi konular incelenmekte; yeniçeri, cebeci, süvari, tersane, bostancı, taşradaki yerli kulu ocakları ve akıncı taifesinin sayıları, nizam ve kaideleriyle mevcut âlim ve memurlara dair bilgiler verilmektedir.
Eserin hazırlanması esnasında Osmanlı tarihlerinin yanında Babıâli, Maliye, Def-terhâne kayıtlan da incelenmiştir. Bunlarla birlikte matbu olmayan çok sayıda risale ve mecmuadan da istifade edildiği kaydedilmektedir. Ayrıca sefâretnâmeler, eski teşrifat defterleri, matbah emini Salih Paşa'nın defterleri, Defterhâne'de muhafaza edilen vakfiyelerle Takvîm-i Vekâyi' nüshaları da kaynakları arasında sayılabilir.
Mustafa Nuri Paşa eserinde olayları aktarmanın ötesinde sebep ve sonuçlarını araştıran bir yöntem kullanmış, eski rûz-nâmecilerin izlediği yolu terkederek olayların tasvir ve takdirinde tenkidi noktalardan hareket eden yeni bir yol tutmuştur. Önemli bilgilerin yer aldığı eser kolay ve akıcı üslubuyla yaygınlık kazanmıştır; Franz Babinger tarafından Osmanlı tarihi hakkında yazılmış Türkçe eserlerin içinde en öğretici ve öğrenme şevki vereni olarak nitelendirilmektedir. Sultan Mehmed Re-şad'ın Nuri Paşa'nın eserini sık sık okutup dinlediği kaydedilir. Son vak'anüvis Abdurrahman Şeref Efendi'nin Târîh-i Devlet-i Osmâniyye isimli eserinin tertibinde Ne-tâyicü'l-vuküât örnek alındığı gibi bunun başlıca kaynağı da olmuş, I. cildin sonuna eklenen "Teşkilât ve Nizâmât-ı Kadîme" başlıklı kısım Netâyicüri-vuküât'tan olduğu gibi aktarılmıştır.[2] Kitap ayrıca başta Ahmed Râsim olmak üzere pek çok kişi tarafından kaynak olarak kullanılmıştır. Mustafa Nuri Paşa'nın eseri kaleme almaktaki maksadı, umumi bir Osmanlı tarihi yazmaktan ziyade Osmanlı saltanatının başlangıcından itibaren siyasî idare ile zaman zaman değişen kanun ve nizamların değiştirilmesinin sebeplerini araştırmak ve neticelerini bulmaktır. Bundan dolayı tarihî hadiseler kısaca sıralandıktan sonra devletin yapısı ve teşkilâtı incelenmektedir. Bu açıdan türünün ilk örneği olarak değerlendirilir.
Mustafa Nuri Paşa'nın Batı dillerini bil-meyişi sebebiyle Avrupa tarihine dair eserlerden istifade edememesi bir eksiklik olarak kaydedilmektedir. Özellikle Avrupa ile ilişkilerin arttığı bir dönemin anlatıldığı altıncı bölümde bu eksiklik daha çok göze çarpar. Müellif bu kısmı da yazmış, ancak müsvedde halinde kalmış ve tamamlanamamıştır. Verdiği bilgilere kaynak göstermemesi de bir eksiklik olarak görülmektedir. Onun eserinde geleneksel kurumları tanıtmayı hedeflediği, Tanzimat'la birlikte devletin kurumları köklü bir değişikliğe uğradığı için Tanzimat sonrasını yazmak istemediği şeklinde değerlendirmeler de yapılmaktadır.
Eserin ilk üç cildinin baskısı müellif tarafından yaptırılmış[3] IV. cildi, Mustafa Nuri Paşa'nın ölümünden sonra Mehmed Galib Bey ilk üç cildin ikinci baskısıyla birlikte ve bir önsöz ilâvesiyle neşretmiştir [4] Mustafa Nuri Paşa, eserinin IV. cildinin basımını kayınbiraderi eski Dahiliye Nâzın Said Efendi'ye vasiyet etmiş, ancak bu vasiyet Said Efendi'nin vefatından sonra oğlu Mehmed Galib Bey tarafından gerçekleştirilebilmiştir. Netâyicü'î-vuküât'ı Neşet Çağatay sade-leştirerek yayımlamışsa da [5] bu neşirde önemli yanlışlar tesbit edilmiştir.[6] Bazı kaynaklarda Mustafa Nuri Paşa'nın ayrıca Hazînetü'1-he-söb isimli matbu bir eseri bulunduğu kaydedilmektedir.
Bibliyografya :
Karslızâde Cemâleddin Mehmed, Osmanlı Tarih ueMüverrihleri:Âyîne-iZurefâ, İstanbul 1314, s. 143-144; Abdurrahman Şeref, Târîh-i Deulet-i Osmâniyye, İstanbul 1315,1, 274 vd.; Siciü-i Os-mânî, IV, 486-487; Osmanlı Müellifleri, III, 146; Mahmud Cevad, Maârif-i ümûmiyye Nezâreti T&-rihçe-i Teşkilât oe İcrââtı, İstanbul 1328, s. 252 254; îbnülemin-Hüseyin Hüsâmeddin [Yasar], Eo-kâf-ı Hümâyun Nezaretinin Târihçe-i Teşkilâtı ue Nüzzârtn Terâcİm-i Ahvâli, İstanbul 1335, s. 190-192; Ali Fuat Türkgeldİ, Görüp İşittiklerim, Ankara 1949, s. 61; a.mlf.. "Mansurîzâde Mustafa Paşa ve Netâyicü'l-vukûât", TTEMlyen\ seri), 1/1 (1929), s. 40-48; Ali Rıza-Mehmed Galib, Geçen Asırda Devlet Adamlarımız (haz. Fahri Çetin Derin), İstanbul 1977, I, 82-85; Babinger (Üçok), s. 403-404; İsmail Nâmî Erbilek, "Mustafa Nuri ve Eseri", YT, sy. 80 (1939), s. 314-318; Neşet Çağatay, "Mustafa Nuri Paşa ve Eseri (1824-1890)", TTK Belleten, XL1I/167 (1978), s. 445-463; Orhan Şâik Gökyay, "Netâyicü'l-vukuat. Mustafa Nuri Paşa", TED, sy. 10-11 (1980). s. 433-442; İsmet Parmaksızoğlu, "Mustafa Nuri Paşa (Mansûrî-zadel", TA, XXIV, 498-499